RİCA ve HATIRLATMA

Paylaşmak elbette çok güzel. Ama ürün veya tasarımın sahibini hiçe sayarak kendine maletmek bence hiç hoş değil. Bu hususta daha duyarlı olmanızı, yayınlarınızda kaynağınızı belirtmenizi özellikle rica ediyor,

"5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası" gereği eser sahibinden izin alınmadan, web sitelerine yüklenmiş olan fotoğraf ve makalelerin kopyalanması, saklanması ve kullanılması suçtur !!!


diye tekrar hatırlatmak istiyorum. Lütfen yanlış anlamayın, emeğe saygı gerek...
eğlence etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eğlence etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Nisan 2013 Çarşamba

Ahşap Kursumdan Sevimli Kareler :)

                Merhaba canlarım, şimdi de sizlere gittiğim ahşap kursumu, hocamı ve eğlenceli kurs arkadaşlarımı tanıtayım :D Ben bu kursa giderken çok eğleniyorum ve Pazartesi-Salı gününü musmutlu ve üretken bir şekilde geçiriyorum :D

             Sevgili Neşe hocamız ile (aynı adı gibi neşeli, eğlenceli :D) kermesten tanışıyoruz, stant komşusuyduk :D sonradan öğrendim ahşap boyama öğretmeni olduğunu. Bu sene de farklı bir elden farklı teknikler öğreneyim dedim ve Neşe hocamın kursuna geldim :D 


                 Kurs, evime çok uzak ama oradaki ortam her şeyi geride bırakıyor :D Ayrıca “Neşe Doğar’ın öğrencisiyim” dediğim zaman “doğru karar vermişsin” diyenler çok oldu. Gerçi bütün hobi öğreten hocaların emeklerine sağlık, bizlere güzel işler öğretiyorlar ve hepsi de dalında becerikliler…

                 Şimdi de sizi eğlenceli fotoğraflarla baş başa bırakayım :D Sınıftan bir foto :D sırasıyla şimdilerde bebek bekleyen, sınıfımızın anne adayı Özlem ve kankisi Seray… Çok becerikliler ve güzel fikirleri, bayılıyorum bu kızlara :D ehemmm sevgili hocamız Neşe Doğar, ben ve Emine ablam, o da çok marifetlidir bu arada maşallah…


                  Sevimli, eğlenceli, her zaman gülmeyi ve güldürmeyi seven Şükran ablamız :D “Sınıfımızın fındıkkurdu” diyorum ben ona :D Canım benim kolay gelsin… Evi yakın olduğu için harika mamalar da getirir bu arada…


                Ve sevgili Emine ablam, birçok konuda ortak noktamız olan, becerikli, sevdiğim bir arkadaşımdır. Tam teçhizatlı bir kursiyerdir :D Yan yana otururuz, karşımızda da sevimli Burcu var :D Üçümüz bazen kaptırıyoruz kendimizi :D Eğleniyoruz yani :D


                 Biz her şartta boya yapıyoruz :D yerde, gökte, duvarda :D Bunun bir örneği de Nilgün ablamın mutfak dolabını boyarken yaptığı fedakarlık :D Ah canımmmm :D Ama bu dolap bitince harika oldu, sergide görürsünüz artık :D Ellerine sağlık Nilgün abla :D


               Bir de meşhur sofralarımız vardır, maşallah çok becerikli hatunlar var. Bir de gün yapıyoruz sınıfta, para toplanan kişi bir şeyler yapıp getiriyor :D Gerçi o donatılan günlerdeki fotoğraflar yok ama neyse :D yahu biriniz de diyet mamaları getirseniz ne olur :D

 
              Bu da sevgili emine ablamın simitçi sehpasını bitirdikten sonraki 23 Nisan çocuğu gibi musmutlu olduğu an :D Canım ya ne tatlısın sen :D


               Emine abla, ben ve Burcu :D Bir de Sevtap ablamız var, neşeli biri bizim gibi :D bayılıyorum ona :D
 



                  Bir de sınıftan o an fotosu :D Hocamız saat mekanizmasını takarken nasıl da merakla bakınıyoruz :D Aaaa bir Handan ablamız var onu da anlatayım, inanın çok marifetli maşşallah, habire evinde objeler yapıp yapıp getiriyor, kıskanıyoruz vallahi, bir de nefis mamalar yapıyor çoğunu ilk defa yedik, tarif alıp evde hemen deniyoruz o denli yani. Çok tatlı biri, canım benim :D




                Neyse şimdilik sınıftan haberler bu kadar :D Hepsi çok tatlı insanlar, sizleri seviyorum ve iyi ki sizlerle birlikteyim kızlar.
 
                     Kendinize iyi bakın sevgiler, güzellikler gönderiyorum canlarım...

25 Mart 2013 Pazartesi

Bir Kütüphane Yazısı :D

          Merhaba canlarım, sizlere haftaya güzel başlatacak komik bir kütüphane yazısı göstermek istiyorum :D Daha doğrusu bir kütüphanede olmaması gereken bir yazı :D
 
                  Sevgili Semra ablam ile geçen sene bir kursa gitmiştik, orada gördük bu yazıyı ve “nasıl yani” deyip bayağı gülmüştük :D



              Bir kütüphane de “Kitaplara Dokunmak Yasaktır” yazısı nasıl olur? Dokunulmayacaksa o kitaplar neden orada? Dokunmadan nasıl alınacak ve okunacak bu kitaplar? :D İşte sorular ve espriler böyle uzar gider :D

           Umarım sabah sabah sizleri de gülümsetmişimdir bu yazı ile :D Sevgiyle, güzelliklerle kalın canlarım…

16 Eylül 2010 Perşembe

Pazar Günü Neler Yaptık...

    Merhaba arkadaşlar, 12 Eylül Pazar günü bayağı yoğun ve eğlenceli bir gündü. Sabah kalktık, oğluşumla kahvaltımızı yaptık, hazırlandık, ilk önce okula gidip oyumuzu kullandık, sabahtan gidince kimsecikler yoktu allahtan (gerçi sonuç “hayır”lı çıkmadı ama neyse...) Eve geldik, kahvemi içtim, tekrar hazırlandık ve havanın da güzelliğini fırsat bilip her zamanki gittiğimiz havuza gittik. Giderken yanıma, güneşlenirken çözerim diye bulmacalar ve belki yaparım diye de kurdalelerimi aldım. Eee ne demişler “Allah, boş duran hobiciyi sevmez” :D 


     Yiğit uyuyunca aldım kurdalemi elime, 10 marifette ve birkaç sevdiğim arkadaşımın blogunda gördüğüm, sepet örgüsünü yaptım, çok eğlenceli ve güzel bir hobi işi :D Sadece kurdale ile birbirinin içinden geçirilerek yapılan bir teknik, bu sayfada detaylı anlatılışı var, tavsiye ederim. Oradaki görevli kız hemen yanıma geldi, nasıl yaptığımı sordu, benim gibi meraklı biri, hemen oracıkta öğrendi, denemeliyim dedi, bence yapar :D Hatta geçenlerde metroda da yapmıştım millet bana bön bön bakınca eve bıraktım devamını, boş durmuyorum ya iş yapıyorum, öyle bakmanın, rahatsız etmenin alemi yok di mi :D 
 

     Yiğit uyanınca hazırlanıp havuzdan çıktık ve Gordion AVM’ye gittik, orada da gezdirdim oğluşumu, birşeyler yedik, trene bindik :D, alışveriş yaptık, evimize geldik, 12 Dev adamları izledik ve günümüzü tamamladık çok şükür. Bayağı yorulduk gerçi ama güzel bir gün geçirdik oğluşumla. Bir Pazar günümüz de böyle geçti işte...

Sevgiyle kalın canlarım...

10 Mayıs 2010 Pazartesi

Bahçenin Kralı Yiğit...



      Pazar günü yani “Anneler Günü"nde, babamların bahçe evine gittik, Yiğit için çok verimli bir gündü… Anneannesi ile tavuklara, horozlara, civcivlere yem verdi, yumurtalarını elleriyle topladı, domates ve biber fidesi dikimine yardımcı oldu ayrıca bahçenin köpeği Bozo’ya dedesiyle birlikte yemek verdi.



     Bunları yaparken de çok mutlu olduğu gözlerinden ve hareketlerinden okunuyordu. “Buraların kralı benim” der gibi gezdi, eğlendi vakti gelince uyudu, dinlendi canım oğluşum. 


      Yiğit ve dayısının oğlu Arda, zamane çocuklarından çok şanslı çünkü onlar, dedelerinin bahçesinde meyvelerin ve sebzelerin nasıl yetiştiğini görecekler, hayvanlarla iç içe büyüyecekler, yumurtaları kendi elleriyle toplayacaklar ve tamamen doğal ürünlerle beslenecekler. 



      Anneciğim ve babacığım sizlere çok teşekkür ediyoruz böyle bir imkânı sağladığınız için… 
     Bir hafta sonumuz da böyle geçti, azları genelde bahçede oluruz, sizlere oradan bol bol haberler veririm arkadaşlar. 

     Bu arada bütün annelerin, anne adaylarının ve kendini anne gibi hisseden herkesin “Anneler Gününü kutlarım…

Sevgiyle kalın…

29 Nisan 2010 Perşembe

Haymana Tatilimiz…

     Merhaba arkadaşlar, bildiğiniz gibi 18-22 Nisan tarihleri arasında kalabalık bir şekilde, Haymana Resort’ta minik bir tatil yapacağımızı söylemiştim. Toplamda 6 buçuk kişi olacaktık ama elde olmayan sebeplerden dolayı bir kişi gelemedi ve 5 buçuk kişi tatil yaptık. Çok güzel ve eğlenceli bir zaman geçirdik! Özellikle Yiğit halinden çok memnundu. Bol bol hamama, havuza gittik, orada da bizim gibi gelen ailelerle muhabbetler ettik, kahveler içildi fallara bakıldı  :D yemekler yedik, yürüyüşler yaptık. Kısacası eğlenceli bir ortamdı. Herkes “orada canımız sıkılır” diye örgüler, el işleri getirmişti, hep beraber Hobilerimizi yaptık… Hepsini tek tek görselleyeceğim, fazla sözle sizleri sıkmayacağım. Hadi bismillah deyip başlayalım bakalım…
     Yiğit, orada en çok oyuncak makinesini sevdi haliyle  :D aşağıya her indiğimizde orada mola veriyordu oğluşum :D


     Bir de benim güneş gözlüğümü çok sever oğluşum, akşam yeğine böyle karizmatik inmişti :D

     Yiğit, Anneanneyi çok seviyor çünkü o her yaptığına gülüyor ve bu da Yiğit’in çok hoşuna gidiyor. Kucağından hiç inmedi diyebilirim… Teyzede fırsattan istifade oğluşumu mıncıkladı tabiî ki…
     Haymana’ya indiğimizde çok güzel bir Türk Kahvesi yapan yer keşfettim, iki gün üst üste gittim oraya, bilindiği gibi ben kahvesiz yapamam…



     Yine oyuncak makinası…

     Yiğitimin adrenalini yüksek olduğu zamanlar…


     Yerdeki salyangozu gösteriyor... Hayvanları çok seviyor canım oğluşum...


     Nadide Teyze de çok marifetlidir, emekli olduktan sonra yaklaşık 3 senedir tel kırma kursuna gidiyor ve harika işler yapıyor, evine bayılıyorum çok güzel tablolar ve takımlar yaptı. Ellerine sağlık teyzecim. Orada durmadı tabiî ki, Haymana’dan tülbent aldı ve üzerini tel kırma ile işlemeye başladı, eminim bitince harika bir masa örtüsü olacak.


     Diğer marifetli ablamız da Ulviye Hanım’dı. O da sakal ve fular ipten çok şık bir şal ördü ve kendisini el emeği ile sizlere gösteriyorum, ellerine sağlık Ulviye ablacım…


     Kahveler içildi ve fallara bakıldı, böyle eğlenceli bir ortam vardı orada Diğer arkadaşlar da oraya bizim gibi gelen ailelerdi, Nurdan ve Nuran ablalarım, sizleri sevgiyle kucaklıyorum… 


     Bu şirin kız da Buse, Yiğit’in oradaki arkadaşı. Çok güzel vakit geçirdiler Buse ablasıyla, kürdanlarla araba tamiri yaptılar mesela…


     Bizim tatilimiz de böyle geçti, orada olan herkesi sevgiyle kucaklıyorum ve kocaman öpücükler gönderiyorum…

21 Mart 2010 Pazar

Sevgili Baharımın Mim’i...

     Sevgili arkadaşım Bahar, yeni bir Mim başlattı, “Dök Dolabını Mim’i”. Ben aslında mim olayını sevdim ama bunu sevmemiştim :) çünkü benim hobi kutum biraz karışıktır yani çok renklidir. Ne ararsanız var, yünler, şişler, kotlar, peçete tekniği ile yapacağım mumlar, buzdolabı cepleri için kullandığım pullar, boncuklar, çiçekler, kurdeleler, yine bir yerleri süslerim diye sakladığım deniz kabuklarım, yapışkanlı kâğıtlarım, çanta olmayı bekleyen saplarım vs. her telden işler var.

     Ben de görüntü kirliliği olmasın diye :) kutumun tamamını resimlemiyorum, hepsi derli topludur, dağınık değilimdir ama dediğim gibi rengârenk görünür.


     Bunlar da benim sevgili yünlerim, ne zaman Kızılay’a ya da Ulus’a gitsem muhakkak bir tuhafiyeye girerim, rengi hoşuma gidenleri “bunları bir şekilde değerlendiririm, bir şeyler örerim" diye alırım, çok severim ne yapayım :D  Yarım kalan iplerimi resimlemedim, onları değerlendirirsem, bir şeyler yaparsam yayınlarım…



      Üstteki resimde bulunan, kutudakiler ve yanındakiler ise yeni buzdolabı ceplerini süslemek için bekleyen renkli renkli pullarım, sutaşlarım, şerit pullarım, kenar dantellerim, çok seviyorum ben sizi canlarım… Altındaki resimde ise kurdelelerim aslında düzgün sarılmış biçimde kutusunda duruyordu fakat canım oğlum, ben diğerlerinin resimlerini çekene kadar halletmiş sağolsun, ben de böyle resimlemek zorunda kaldım, kusura bakmayın lütfen… Hemen yanında duranlar ise çantalara sap olmayı bekliyorlar, yazlık çanta örmeyi düşünüyorum, o zamana kadar bekleyin kızlar…


     Bu kot pantolonları da cepleri buzdolabı cebi olarak kullanıldı, şimdi başka şekillere girmeyi bekliyorlar…


     Bunlar bir yerlerde kullanılmayı bekleyen deniz kabuklarım, aklımda ahşap resim çerçevelerini süslemek vardı onun için bekletiyorum bu kabukları. Gittiğim yerlerden deniz kabuğu toplamayı çok severim çocukluğumdan beri…


     Bu peçeteler ve mumlar da peçete tekniği ile yenilenmeyi ve şekillenmeyi bekliyorlar…


     Bunlar ise Ödemiş ipeği kumaş ve eşimin babaannesinden kalma telkırma ile yapılmış yastık kenarı. Bir zamanlar örtü yapmak için başlamıştım ama elim bir türlü gitmedi, inşallah yakın zamanda hallederim…


     Bu da kayınvalidemden öğrendiğim ve yeni başladığım siyah etolüm, bakalım ne zaman bitecek…


     Ve son olarak da kutu ve benzeri şeyleri kaplamakta kullandığım yapışkanlı kâğıtlarım. 2 adet yapılmayı bekleyen puzzlem var, bir de çeşitli desenlerde stickerlarım var :) onları da kullandıkça görüyorsunuz zaten…

     Benden bu kadar, eminim içinizden “pes doğrusu” diyorsunuzdur, ne yapayım biraz maymun iştahlıyım, güzel olan her şeyden bir şeyler yapmak istiyorum…

     Ben de bu Mim’i bazı arkadaşlarıma paslaşayım. Buyurun buradan arkadaşlar…

  1. Ladygreenriver
  2. Nagice Hobi
  3. Yelda
  4. Bir Yudum hobi
  5. Yetenek-Sizin
  6. Celebi74
     Bakalım neler varmış dolabınızda, bekliyorum canlarım…

Sevgiyle kalın...

19 Şubat 2010 Cuma

Yiğit, Oyuncakları ve Patikleri...

 

     Yiğit eğlenceyi seven bir çocuktur, bu da benim çok hoşuma gider. Oğlum da benim gibi evde vakit geçirmeyi, oyunlar oynamayı ve çizgi filmlerini izlemeyi çok sever.
    Dün, halasının pazar günü yani 14 Şubat'ta hediye ettiği patikleri giydirdim. Onların içinde oyunlar oynadı, mutlu oldu ve çok sevdi. “Hadi beni çek, çek” diye fotoğraf makinemi getirip elime tutuşturdu, oyuncaklarını da kucağına toplayıp bana pozlar verdi, oyunlar yaptı canımın içi.

     Bu fotoğraflar da oğlumun eğlendiği, mutlu olduğu anlardan birkaç kare…

 

 

    Bunlar da halasının aldığı sevimli patikler…



    Hep mutlu ol ve sevgiyle kal canım oğlum, birtanem benim.

    Yüzünden gülümseme eksik olmasın…

3 Şubat 2010 Çarşamba

KAR KEYFİ...

      


         Biraz geç de olsa bunu yazmak istedim. Herkesin blogunda "kar buraya da geldi, nihayet kar yağdı,  kartopu oynadım" gibi yazılar görüyordum ve karı çok özlediğimden bayağı da imreniyordum. 


      Çarşamba akşamı nihayet kar buraya da geldi ve geceden itibaren 23 Nisan çocukları gibi inanılmaz mutlu olmuştum. Perşembe günü baktım aşağıda çocuklar çığlık çığlığa kartopu oynuyorlar, ben de durur muyum? Hemen oğlumu da sıkıca giydirip aşağıya indik. 

 

        Apartmandan bazı komşu çocukları da vardı. Yiğit'i gören geldi, tabii oğluşumun gördüğü ilk kar değil ama arkadaşlarıyla ilk defa kartopu oynadığı ve kardankız yaptığı eğlendiği bir anı oldu. 



   Kızlarla birlikte ilk önce Yiğit'e kartopu yapmasını öğrettik, karlarla oynamasını öğrettik. Ben arabayı temizlerken kızlar da sağolsunlar Yiğit ile birlikte kartopu savaşı! yaptılar, beraber oyun oynadılar. 



      Daha sonra ben kızlara kartopu ile sataştım, üçe karşı bir savaş yaptık, nasıl güzel eğlendiğimizi anlatamam. Bu eğlencenin ardından  kardankız yaptık, evet kardankız... Yiğit de bize yardım etti, elleriyle bize kar getirdi yavrum. 



      Kardankızımızı bitirince taşlardan göz, ağız ve burun kısmını yaptık, Selin şapkasını İlkim de kaşkolunu taktı, çok güzel bir ekip çalışması oldu anlıyacağınız. Özellikle Yiğit için anlamlı ve çok  eğlenceli bir gün geçirdik. 



 Teşekkürler İlkim, Selin ve Gökçe.

Kar yeniden geliyormuş, oğluşumla birlikte dört gözle bekliyoruz...


LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...