RİCA ve HATIRLATMA

Paylaşmak elbette çok güzel. Ama ürün veya tasarımın sahibini hiçe sayarak kendine maletmek bence hiç hoş değil. Bu hususta daha duyarlı olmanızı, yayınlarınızda kaynağınızı belirtmenizi özellikle rica ediyor,

"5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası" gereği eser sahibinden izin alınmadan, web sitelerine yüklenmiş olan fotoğraf ve makalelerin kopyalanması, saklanması ve kullanılması suçtur !!!


diye tekrar hatırlatmak istiyorum. Lütfen yanlış anlamayın, emeğe saygı gerek...
blog buluşması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blog buluşması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Kasım 2016 Salı

Mine Ataman Ekmekleri ile Atatürk'ün Sevdiği Lezzetler...


      Merhaba canlarım;

     29 Ekim öncesi anlamlı bir o kadar da lezzetli bir etkinliğe Çınar Ağacım blogunun sahibesi Elif tarafından davet edildik... 


     Sevgili Mine Ataman ekmekleri ve şef Metin Tezer'in mezeleriyle Atatürk'ün sevdiği lezzetleri tatmak için Tunalı Ege restaurantta bir araya geldik. 



     Yemeklerimizi yerken Mine Ataman ekmeğin tarihçesini doğal un ve ekşi maya ile yapılan ekmeklerin sağlıklı olduğunu ve kilo aldırmadığını bizimle paylaştı.  Atatürk'ün sevdiği mezeleri dostlarına ve misafirlerine sık sık kurdurduğu sofralarda ikram ettiğini ve sofraya verdiği değeri kısa hikayelerle anlattı.


     Mine Hanım ekmeklerini doğal undan ve ekşi mayadan yapıyor. Beyaz ekmeğe göre biraz daha sert olan bu ekmekler hem daha sağlıklı hem de tok tuttuğu için fazla kilo alımını da engelliyor. Ekşi mayalı, çavdarlı, incirli, zeytinli onlarca çeşit ekmek hazırlayan Mine hanım ayrıca bizlere de ekmeklerinden hediye etti :D Teşekkür ederiz, ellerine sağlık...

     Mine hanım  aynı zamanda unlu mamüller danışmanlığı da yapıyor. Mine Ataman Bread markasına  şimdilik

              http://www.mineatamanbread.com/ 

hesabından ulaşabilirsiniz...







    Ayrıca bize anlamlı hediyeleri için Sosyopix ve HC Care'a teşekkür ediyoruz...






Sevgiyle kalın dostlarım :D

14 Eylül 2014 Pazar

Güllüoğlu ve Şerbetleri.

    Merhaba canlarım, 

     23 Ağustos ta sevgili Ebru nun organizasyonu ile Güllüoğlu'nun davetlisiydik. Tabi Güllüoğlu denince akla hemen baklavalar, tatlılar geliyor amaaaaaa bu sefer şerbet tadım etkinliği vardı :) Herşey özenle hazırlanmıştı ve sunum da harikaydı... 
 










       Birbirinden şifalı şerbetlerin mucidi Ömer bey yararlarını ve yapılış şeklini anlattı. Aman allahım nelere iyi geliyormuş bir bilseniz hatta Kızılcık şerbeti cildimizi ütülenmiş gibi dümdüz yapıyormuş :D

          Birbirinden sağlıklı, lezzetli ve tadı da kokusu kadar güzel olan doğal şerbetlerin 6 çeşidi bulunmakta... Çocuklar için de hem faydalı hem asitli içeceklere süper alternatif bu şerbetler. Gerçi ben eve asitli içecekleri koymuyorum, tavsiye ederim :D

Şeerbetlerin isimleri de tadı gibi çok güzel :D

CAN-I CİHAN
DEMİR HİNDİ
GENÇLİK RÜZGARI
HÜNKAR SEFASI
KIZILCIK
SARAY SEFASI

           Farklı bitkilerin, meyvelerin, baharatların karışımından elde edilen bu şerbetlerin her birinin ayrı ayrı vücudumuza sağladığı faydaları bulunmakta mutlaka denemenizi tavsiye ediyorum.

Sevgiyle kalın canlarım :D
 

29 Kasım 2012 Perşembe

Çekilişimin Hediyesini Elden Verdim…

    Merhaba arkadaşlar, geçenlerde de duyurduğum gibi Renkli Keçe sponsorluğunda yaptığım çekilişte kazanan arkadaşım, güzel yorumlarıyla yalnız bırakmayan sevgili “Örgü Tasarımları” blogunun eğlenceli ve güzel sahibesi Serpil hanım oldu (bayağı uzun bir cümle kurmuşum yahu :D). 


 
   Serpil hanım, bana iletişim bilgilerini gönderdi “hatta ben telefon numaramı vereyim, daha iyi olur” deyince nasıl göndereyim diye sormak için aradım ve buluşmaya karar verdik :D Hem tanışmak hem de hediyesini vermek için ertesi gün buluştuk. 

   Serpil hanım sıcak kanlı, eğlenceli, üretken (örgü işleri harika :D) ve güzel yürekli bir insan… 

   Hediyelerini güzel günlerde, sağlıkla kullan Serpil hanımcım…

   Sevgiyle kalın canlarım…

12 Haziran 2012 Salı

Ankaralı Blogger Buluşması Yaptık…


    Merhaba arkadaşlar, geçtiğimiz cumartesi günü birçok Ankaralı bloggerların sayfalarında da görmüşsünüzdür, Büyük bir Ankaralı Blog Sahipleri Buluşması yapıldı Zamane Kahvesi’nde…


     Organizasyonu sevgili Zeynep (Zeynep’in Evi) yaptı, her şey çok güzeldi, mekan, ortam, arkadaşlar... Ben son anda gitmeye karar verdim, hazırlandım hooopp bir de bakmışım oradayım :D 

     Ankara’nın bir arada gördüğü en kalabalık blogger grubuydu diyebilirim. Yaklaşık 40 kişiydik, yeni ve farklı alanlarda çok sevimli bloggerlar tanıdık. Genelde gençler vardı, moda blogu çoğunluktaydı ama yemek, ahşap boyama, fotoğraf, diyet blogları da vardı :D Hepsi de şık ve elit insanlardı. İyi ki gitmişim bu buluşmaya sizleri tanıdım güzel insanlar… Sevgili Zeynep herkesle tek tek ilgilendi, fotoğraflarımızı çekti sağolsun…
 


     Üç masa doluydu, ben de Dolunay abla (ahousefulhappines), Ece Aymer (favorithometovisit), Seden (tarchıntasarım), Nilüfer abla (wildpoppyfields) Nurşen (nursen-yemek), Şehrinaz (reyhankokulu), Asiye hanım, Elif hanım adını hatırlayamadığım (kusura bakmayın ne olur) arkadaşlarla birlikteydik bir de sevgili Füsun hanımcım (Elişidefteri) vardı ama diğer masadaydı canım benim...   

 
 
      Biz ahşap boyama bloggerları ise bir masaya toplanmıştık :D Çok eğlenceli bir buluşmaydı. Sevgili Ece Aymer ile telefonda görüşüyorduk, ikimizde “nihayet karşılaştık” dedik gülerek :D, muhabbet ettik, fikir alışverişinde bullunduk, Ece hanım ve sevgili Seden hanım ile İspanya tatilleri dönüşünde görüşmek üzere sözleştik :D

 
   Toplantı sonrası Carte D’or’un bizlere hediye olarak hazırlamış olduğu paketlerimizi aldık ve tekrar görüşmek üzere ayrıldık. Bu buluşmalar devamlı hale gelecek, sizleri de bekleriz bu eğlenceli, güzel buluşmalara.

    Sevgiyle kalın canlarım…

31 Mayıs 2012 Perşembe

SANIRIM REKOR BENDE : 2 KITA, 4 ŞEHİRDE, 6 GÜN İÇERİSİNDE 11 BLOGGER VE SAYISIZ DOST…

        Merhaba arkadaşlarım, canlarım, dostlarım…

    Uzun zaman oldu İstanbul gezimizi yazamayalı, kermesler, etkinlikler, dönüş yorgunluğumuz, BELMEK sergimiz, o bu ve de şu derken, zaman öyle bir geçti ki :D... İnanın, tüm yorgunluğumuza rağmen değdi, lafı fazla uzatmadan başlayayım anlatmaya. Yalnız baştan söyliyim bayağı uzuuuuun bir post bu :D roman gibi :D, sonuna kadar okuyun derim ben...


   Adana’dan sevgili Neslihan ile bir gün geçirdikten ve Atölye Beyaz’ın sergisinden sonra (burada ve burada anlatmıştım) ertesi sabah İstanbul yolculuğumuz için hazırlıklarımızı tamamladık, yemeğimizi hallettik derken evden geç çıktık. Akşamüzeri Murat'ın İzmit'teki arkadaşlarına hem bebek görmeye (ne tatlı maşallah bir görseniz) hem de başsağlığına uğradık. 

   Yoldayken sevgili Banu Ablayı (Banuca) aradım “müsaitsen sana uğramak istiyoruz” diye, o da sağolsun “bizde kalın, gitmeyin bir yere” deyince tam anlamıyla postu serdik :D Gece bir buçuğa kadar  sohbet muhabbet derken geceyi Bavyera tarzında bir ahşap evde geçirdik, yağmur ve gök gürültüsü içerisinde orman havasını çekerek uyuduk. Sohbetin kalanını sabah yaptık, sis kadar bizde bir türlü kalkmak istemiyorduk ama yolcu yolunda gerek dedik, sisler içerisinde yola koyulduk. Her şey için teşekkür ederiz Banu abla ve Solmaz teyze, her şey gönlünüzce olsun, “Sizi Seviyoruz”…


    


 
     İzmit’ten geldik İstanbul'a :D İlk olarak Miray (Miray's Handmades) ve eşiyle Via Port'ta buluştuk, kahve eşliğinde uzun ve tatlı bir sohbete koyulduk. Fikir alışverişinde bulunduk, güldük, eğlendik hobidaşımla :D. Ayrıca  Miray ile daha sonra eğlenceli ve enteresan olaylarımız da oldu :D Ne güldük ama :D 
 

     Miraylardan ayrıldıktan sonra Kurtköy'de oturan Şule'ye (Ladygreenriver) uğradık, eşlerimiz de tanışsın istiyorduk onun için hafta sonu görüşelim istedik, sağolsun onlar da bizi bırakmadılar. Hatta Yaren'in Hobileri blogunun sevimli dahibesi Emine'de benimle tanışmak için Şule'lere gelmiş sağolsun. Sohbet, muhabbet, hobi, boya, ıvır, zıvır derken arada akşam oturmasına ve ikiz bebek görmeye doktor arkadaşlarımıza gittik. Uzun zamandır görüşememiştik, sohbet, muhabbet ve bebişleri görelim derken tadına doyamadan geri Şuleciğime döndük. Eh İstanbul’da hiçbir şeyin tadına doyamıyorsunuz, hayat hep koşturmaca orada, vallahi üzülüyorum :D Şuleciğim ile yine sohbet, hobiler, el emekleri derken gecenin körü oldu ama sohbete doyamadık tabii :D Kahvaltıdan sonra hediyeleşme ve vedalaşma yaptıktan sonra öğlene doğru Avrupa tarafına doğru yola çıktık. Herşey için teşekkür ederiz Şulecim, her şey gönlünüzce olsun, “Sizi Seviyoruz”…


     Avrupa tarafına geçince ilk olarak Beşiktaş'ta bir kafenin üst katını atölye olarak kullanan sevgili Serpil Abla'nın (Hobiler) yanına uğradık, çok tatlı ve gülümseyen yüzüyle kalbinin de güzelliğini gösteren biri, canım benim :D O sırada ahşap boyama yapan Hobiye Doğru blogunun güzel sahibi Şehri hanım ve diğer arkadaşlarla tanıştık. Kahve eşliğinde, sohbet muhabbet derken yanlarından ayrıldık. Ablacım iyi ki tanımışım seni, her şey için teşekkürler. Sevgiyle, mutlulukla kal…



      Serpil abladan ayrıldıktan sonra Ortaköy'e uğrayalım boğaz havası alalım dedik, dedik ama Yiğit kucağımda uykuya dalınca sahilde kala kaldık. Bu arada boğaz turu yapan bir tekne yanaşınca, söylemesi ayıp hadi kumpirimizi teknede boğaz turu yaparken yiyelim dedik, ohhh güzelde ettik valla ne yalan söyleyeyim :D O bir saatlik boğaz turu iyi geldi, İstanbul’un diğer güzelliklerini de bu sayede gördük :D


Eşime fotğraf çekerken çekildiğinin farkında değil :D





        
   Oradan ekmek kutusu siparişi veren sevgili Songül'le buluşacaktık, onlarında Beşiktaş'ta olduğunu öğrenince tekrar döndük Beşiktaş'a, aynı sokakları o kadar çok dolandık ki artık gözü kapalı bulabiliriz yolumuzu :D Derken Songül ve eşi ile buluştuk, sohbet ettik, kahve içtik, ekmek kutusunu teslim ettim arkadaşıma (çok beğendi, o yüzündeki ifade her şeye değiyor inanın) konuşacak o kadar çok konu vardı ki, güzel bir akşam geçirdik onlarla, iyi ki tanımışım seni Songül :D. Yalnız şeker tadında muhabbet etmekten resim çekmeyi unutmuşuz :D

     Ve akşam kalacağımız TEİAŞ Etiler Konukevine doğru çıktık yola, Murat'ın cep telefonundaki navigasyona bakarak yol bulmaya çalıştık. Nedense Konukevi değilde tarife göre Ak Merkez'e geldik ve sorarak yolumuzu bulalım derken birden kaybolduk, yön kavramı yok oldu, hatalı bir tarif sonucu tek yönlü bir yola (yolun başında hiçbir tabela yoktu bu arada) girdik, eğer taksici bizi uyarmasaydı o akşam belki hayatımızdan bile olabilirdik. Geri yani düz döndüğümüzde köprüden deli gibi akan bir trafikle karşılaştık, saniyelerle büyük bir kazadan kurtulduk, Allah razı olsun o taksiciden. Sonra aklımıza Konukevini yazarak yol tarifi alalım dedik ve 5 dakika sonra bulduk adresi, boşu boşuna geçen 45 dakikaya mı yanalım, yoksa yaşadıklarımıza mı bilmiyorum ama sonuçta sağ salim geldik odamıza... 


 
     Ertesi sabah Eminönü kazan biz kepçe, dolanmadığımız sokak ve pasaj kalmadı, güzel malzemeler ve fikirler aldık, yorulduk ama deydi doğrusu. Favori pasajımız olan Şark Han’a gittik tabi ona da bakalım şunu da alalım derken canımız çıkmak istemedi :D Ha bu arada ne mi oldu, şans eseri Nurdan Hanımcığım (Hobi Sepetim) ve ablasıyla karşılaştık, ayaküstü muhabbet ettik. Ablası da Nadideli Eserler blogunun kardeşi gibi güzel sahibesi :D... İstanbul’da tanışmak istediğim bir blogger ve hobidaşımdı çok şükür sürpriz bir şekilde karşılaştık, inanılmaz bir olaydı :D İyi ki tanımışım seni Nurdancım, kocaman kocaman öpüyorum… 


     Güzel ve yorgun günün ardından sağanak yağmurla birlikte Bahçelievler'e Teyzemize gittik, çay içip yorgunluk attık, yine yağmurun altında Konukevine döndük. 

     Eşim İstanbul trafiğine epey aşina olmasına ve pek çok yeri tarifsiz bulabilmesine rağmen, bu seyahatimizde hiç gitmediğimiz yerlerde dolandık durduk, sayemde 2 kez yanlış yola girip dolandık , yine aynı yere getirdim ama :D. E suç bende değil, cep telefonuyla navigasyon bu kadar oluyor, normal navigasyon gibi değil tabi, haritadan yol bulmak daha zor, her yerde sağlıklı 3G yok mesela. Ama sözün özü navigasyon inanılmaz bir kolaylıkmış, hepinize tavsiye ederim.

     Ertesi sabah güzel bir kahvaltının ardından, kaldığımız yere 5 dakika mesafedeki Ak Merkez'e gidelim dedik. Biraz gezindik, bir güzel bir kahve molası verdik, oğluşumu oyuncaklandırdık :D ve çıktık yolaaaa.

     İlk olarak Sapanca'daki Meral Abla'ya (Meral Sanatevi) uğradık. Sohbet, muhabbet edelim, hediyeleşelim, fikirleşelim, birazda yemek yiyelim derken vakit geldi çattı ve tekrar yola koyulduk. Seni çok sevdik Meral abla, her şey için teşekkür ederiz. Ayrıca “
şu da güzelmiş, bundan da alıyım senden” derken bana hepsini hediye etti, “olmaz” dedikçe üsteledi Meral abla sağolsun :D… Güzel yüreğine sağlık, her şey gönlünce olsun canım benim... "Sizi çok Sevdik Meral abla, Asiye abla ve güzel Esra :D"


  
     Sırada Adapazarı'ndaki Talha kardeşimizle görüşmeye geldi, muhteşem güzellikteki yeşil Sapanca'yı bırakıp, bir o kadar muhteşem bir orman parkında buluştuk, güzel bir sohbet ve kahvenin ardından tekrar düştük yollara. Sakarya’ya gidince sevgili Sesiber Sibelciğimi hatırlamasam olmazdı, “
vaktimiz yok görüşemeyiz ama sesini duymak istedim” diyerek aradım sağolsun davet etti ama adaşımın sesini duymak ta yetti :D Teşekkür ederim sevgili Sesiberim :D

     Bu arada eve 70 km kala otobanda bir köpekle karşı karşıya kaldık mı, hem viraj hem yokuş, aşağı inişte miyiz, yağmur ve gecenin karanlığı da cabası mı? Valla verilmiş bir sadakamız varmış, bir sol bir sağ derken kurtardık, ama içimiz dışımıza çıktı, zaten köpek fobimiz vardı, tam tuzu biberi oldu. Sonunda Ankara'ya sağ salim döndük, tüm dostların hatırası kalbimizde, seyahatimizin tadı damağımızda evimize ulaştık çok şükür.

     Dediğim gibi uzuuuun bir post oldu bu, buraya kadar okuduysanız hepinize çok teşekkür ederim, okuyamadıysanız da anlayışla karşılarım tabii :D 

     Görüşmek istediğim ama görüşemediğimiz arkadaşlarım oldu onlarla telefonlaştık, inşallah bir dahaki sefere karşılaşırız canlarımla…

     Tüm görüştüklerimize, telefonlaştıklarımıza tekrar tekrar teşekkür ederiz, Ankara'ya yolu düşenlere gönlümüzde kapımızda açık, selam ve sevgilerimizle.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...